Kadın odaya girdi. Karşısındaki duvarda asılı olan fotoğrafı çerçevesinden çıkarıp çantasına koydu. Gelmişken bir kez daha etrafına bakındı. Kapıyı kapattı. Geri dönüp masanın altında gördüğü mavi boya kalemini aldı. Masanın üstünde duran resim defterinin yanına bıraktı.
Ayakta duruyor, pencereden dışarı bakıyordu. Oda bomboş ve sessizdi. Ev sessizdi. Sanki sokak da öyleydi. Kadın, duyabileceği herhangi bir ses bekliyordu; nereden, ne kadar uzaktan gelirse gelsin. Kımıldamadı.
Uzaktan çınlayarak, yankılanarak, belli belirsiz gelen birkaç nota…
Ama o, melodinin tamamını biliyordu. Daha önce defalarca dinlemişti. Artık bir an bile durmamalıydı. Öyle yaptı. Kapıya döndü ve sonraki yolu boyunca hiç duraksamadan devam etti. Kapıyı açtı, hızlı adımlarla basamakları indi. Sesin geldiği yöne sırtını döndü ve daha önce neredeyse hiç kullanmadığı bir sokağa girdi. Hızlı adımlarla devam ediyor, ötede sokağın sonunu görüyordu. Yüzüne doğru hafif bir rüzgar esiyordu. Serinliği gözlerinde hissetti, sokağın sonu bulanıktı. Hızlandı, az kalmıştı, sadece köşeden dönecekti. Döndü ve birden durdu.
- Anne?
Daha ötede duran beyaz gömlekli iki çocuk geri dönüp geldikleri sokağa girdiler.
Kadın bir süre durdu. İkisi de hareket etmemişti. Kadın, sesi çıkmayacak gibi hissetse de sonra konuştu.
- Ne işin var burada?
- Okuldan çıktık işte…
Kadın kızgın gibi görünmeye çalışmadı. Sadece baktı. Çocuk devam etti. Hafif çekinerek :
- Ya, son ders boştu.
Çocuk bekliyordu. Kadın bir şey demedi. Konuşacak gibi olsa da vazgeçti. Çocuk biraz zorlayarak devam etti :
- Şey… Sen ne yapıyorsun?
Bekledi.
- Yürü hadi, eve gidiyoruz.
Çocuk başta ürkek, sonra rahat bir şekilde yürümeye koyuldu. Kadın biraz arkadan geliyordu. Önünde tuttuğu çantanın askısını sıkıca kavramıştı. Yarı açık olan fermuarın aralığından fotoğrafın bir köşesi görünüyordu. Fermuarı kapattı. Gözünden aşağı süzülen bir tane yaşı sildi.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder